Setbaşı & Ataevler Şubeleri, Bursa
Dinçer Dişlon

Dans Varlığı

1998’de Uludağ Üniversitesine adım attığımda, dans da hayatıma girmeye başlamıştı. O günlerde bunun beni nereye götüreceğini bilmiyordum. Hareket etmeyi seven, sporla sanat arasında kendine bir yol arayan biri olarak dansa yaklaşıyordum. Zamanla bu ilgi, hayatımı üzerine kuracağım bir işe ve başkalarıyla paylaşmak istediğim bir tutkuya dönüştü.

1999’da Uludağ Üniversitesi Dans Kulübünün kurucuları arasında yer aldım. Dansı öğrenirken, daha çok insanın onunla tanışması için de çalışmaya başlamıştım. Kulübün kuruluşu, Bursa’da dansın sevilmesi ve gelişmesi adına katkıda bulunabildiğim ilk önemli adımlardan biriydi.

Öğrenmeye büyük bir istek duyuyordum. Türkiye’nin önde gelen eğitmenlerini Bursa’ya davet ediyor, onlardan eğitim alıyordum. Her eğitim, kendi dansıma yeni bir şey katıyor; öğrendiklerimi paylaşma isteğimi de artırıyordu. Kendimi geliştirdikçe, çevremde dansa ilgi duyan insanlarla birlikte ilerlemenin değerini daha iyi anlıyordum.

Ancak o yıllarda Bursa’da dans kültürünün yaygın olduğunu söylemek güçtü. Şehrin muhafazakâr sosyal yapısı içinde dansı anlatmak, insanları derslere katılmaya teşvik etmek ve bu faaliyetleri sürdürmek emek istiyordu. İnsanların alışık olmadığı bir alanda çalışıyorduk. Yaptığımız işin karşılık bulması için sabırlı olmak, kendimizi anlatmak ve çalışmalarımıza devam etmek gerekiyordu.

Ben de eğitimlerime ve öğrencilerime yoğunlaştım. Zaman içinde birlikte çalıştığım pek çok kişi dansı hayatının önemli bir parçası hâline getirdi. Onların dansçı olarak gelişmelerinin yanında, sorumluluk almayı ve bir topluluğu yönetmeyi öğrenmelerine de katkı sundum. Bugün aralarında kendi dans okulunu ve kulübünü kuran, Türkiye’de önemli antrenörlük ve yöneticilik görevleri üstlenen isimler var. Bir zamanlar öğrencim olan insanların kendi öğrencilerini yetiştirdiğini görmek, verdiğim emeğin en anlamlı karşılıklarından biri oldu.

2001’de Dansevi’nin ilk temellerini attım. Üniversitede başlayan çalışmalarım, artık kendi okulumu kurma düşüncesine dönüşmüştü. 2002’den itibaren Dansevi resmen faaliyete geçti. Böylece dans, günlük hayatımın merkezine daha da yerleşti; derslerin, öğrencilerin ve bir okulu ayakta tutmanın sorumluluğu hayatıma eklendi.

İlk yıllarda çalışmalarımıza Latin Amerikan danslarıyla başladık. Zamanla bu alana olan ilginin yerini salsa almaya başladı ve ben de çalışmalarımı bu yönde geliştirdim. Bugün daha geniş bir çerçevede Karayip dansları olarak söz ettiğimiz alanı, o dönemde çoğunlukla salsa adıyla tanıyor ve öğretiyorduk.

Latin Amerikan dansları ve modern dans geçmişim, salsaya geçişimi kolaylaştırdı. Bu alanlarda edindiğim teknik birikim ve beden hâkimiyeti, yeni hareketlere uyum sağlamama yardımcı oluyordu. Salsa Türkiye’de henüz gelişmekteydi; ben de önceki deneyimlerimin katkısıyla bu alanda hızla ilerlediğimi hissediyordum.

Kendi dansıma güveniyordum. Yine de bu güveni yarışma ortamında sınamak, farklı dansçılarla aynı zeminde yer almak istiyordum. Bunun üzerine salsa yarışmalarına katılmaya karar verdim. 2004–2012 yılları arasında ulusal ve uluslararası yarışmalarda yer aldım. Derslerde ve provalarda verdiğim emeği, bu kez yarışma heyecanı içinde ortaya koyuyordum.

Dans yolculuğum beni televizyon ekranlarına da taşıdı. Sportif dans yarışmalarının yanı sıra, ulusal kanallarda yayımlanan dans yarışmalarında görev aldım. 2008’de Star TV’de yarışmacı olarak yer alırken, 2012’de bir televizyon programında jüri koltuğundaydım. Yarışmacı olarak değerlendirilmenin ardından, başka dansçıların performanslarını değerlendirme sorumluluğunu üstlenmiştim.

Televizyonu, dansı daha geniş kitlelere anlatabileceğim bir alan olarak görüyordum. Bu nedenle birçok programa konuk oldum; dansı, dans etmenin önemini ve insanın hayatına katabileceklerini anlatmaya çalıştım. Gazete ve dergilere röportajlar verdim. Derslerde ulaştığımız insanların ötesine geçmek, dansa uzaktan bakanlarda da merak uyandırmak istiyordum.

Dans görünür oldukça ona duyulan ilginin artacağına inanıyordum. Yıllar içinde bu ilginin büyüdüğünü, yeni öğrencilerin, eğitmenlerin ve okulların çoğaldığını görmek, inancımı güçlendirdi. Bursa’da dansı yaygınlaştırmak için attığımız ilk adımların ardından, çok daha geniş bir çevrenin parçası hâline gelmiştik.

2013’ten bu yana çalışmalarımı antrenör, koreograf, ulusal hakem ve yönetici olarak sürdürüyorum. Kurullarda görev alıyor, işletmemi geliştirmek için çalışıyor ve sosyal sorumluluk projeleri yürütüyorum. Her görev, yıllar içinde biriktirdiklerimi farklı bir biçimde kullanmamı ve paylaşmamı sağlıyor.

Üniversiteye başladığım günlerde kendi geleceğimi ararken tanıştığım dans, zamanla başkalarının hayatına da dokunabildiğim bir uğraş oldu. Bugün öğrencilerimin çalışmalarında, kurdukları okullarda ve yetiştirdikleri insanlarda bu ortak emeğin devamını görüyorum. Benim dansla kurduğum bağ da bütün bu deneyimlerle birlikte büyümeyi sürdürüyor.

Bu eğitmenle çalışmak ister misiniz?

Ücretsiz deneme dersi için hemen bize ulaşın.

İletişime Geçin