Setbaşı & Ataevler Şubeleri, Bursa
Dinçer Dişlon

Hareketin Peşinde Bir Hayat

Ben Dinçer Dişlon. 11 Ocak 1979 Perşembe günü, gecenin ilk saatlerinde, saat 01.00’de Bursa’da dünyaya gelmişim. Çocukluğum, toprak sokakların, çiçekli bahçelerin ve meyve ağaçlarının arasında geçti. Küçük bir mahallede, koşacak bir yerin ve oynayacak bir oyunun her zaman bulunduğu yıllardı.

1986’da Piremir İlkokulunda birinci sınıfa başladım. Okulumuz kapanıp yerine Nuri Erbak İlköğretim Okulu kurulunca, arkadaşlarımla birlikte ikinci sınıftan itibaren eğitimimize orada devam ettik. Okulun adı değişmişti; biz de yeni sınıflarımızda büyümeyi sürdürüyorduk.

1991’de Çelebi Mehmet Lisesinde ortaokula başladım. 1993’e kadar öğrenimimi burada sürdürdüm; 1994’te ise aynı okulda lise hayatına adım attım. Ancak bu kez yolum başka bir yöne dönecekti. Bir yılın ardından, 1995’te Ali Osman Sönmez Endüstri Meslek Lisesinde liseye yeniden başladım. 1997’de Konfeksiyon Bölümünden mezun olduğumda, geleceğimle ilgili bir süredir zihnimi meşgul eden soruyla baş başaydım: Ne yapmalıydım, hangi işi yaparken mutlu olabilirdim?

Lisenin son üç yılı boyunca bu sorunun cevabını aramıştım. Sonunda seçeneklerim ikiye inmişti: Konservatuvarda tiyatro okumak ya da Uludağ Üniversitesinde beden eğitimi öğretmenliği eğitimi almak.

İkisi de içimde karşılık buluyordu. Tiyatroyu seviyordum; spor ise zaten günlük hayatımın bir parçasıydı. Oyun oynamayı, spor yapmayı, bir yerden bir yere koşmayı çok severdim. Öyle ki, on sekiz yaşıma kadar bir yere gitmek için yürüdüğümü pek hatırlamam; çoğunlukla koşardım. Birçok futbol kulübünün altyapısında futbol oynamış, lise yıllarında voleybolla da ilgilenmiştim. Kültür, sanat ve spor arasında kendime bir yol ararken, sporun içinde daha fazla kalmak istediğime karar verdim.

1998’de Uludağ Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümünü kazandım. Bu karar, dört yıl sonra alacağım diplomadan çok daha fazlasını getirecekti hayatıma.

Üniversite yıllarında dansla tanışmaya başladım.

Dans ederken, bir zamanlar aralarında seçim yapmak zorunda olduğumu düşündüğüm iki alanın birbirine ne kadar yakın olduğunu gördüm. Hareket etmekten aldığım keyfin yanında, kendimi ifade edebileceğim bir alan da bulmuştum. Tiyatroya duyduğum ilgiyle spora olan sevgim, dansın içinde yan yana durabiliyordu.

Bir yanım sporun içinde olmaktan mutluydu. Diğer yanım ise bütün hayatını tek bir spor salonunda geçiremeyeceğini söylüyordu. Yeni insanlar tanımak, farklı yerler görmek, hareketin olduğu yerde bulunmak istiyordum. Bu düşünceler beni dansa daha da yaklaştırdı.

Varlıklı bir ailenin çocuğu değildim. İstediklerimi gerçekleştirmek için çalışmam gerektiğini biliyordum; çoğu zaman, başkalarından biraz daha fazla çalışmam gerektiğini de hissediyordum. Üstelik hayallerim yalnızca bir meslek sahibi olmakla sınırlı değildi. İçimde gezmek isteyen bir taraf vardı. İşimi yaparken insanlara bir şeyler katmak, aynı zamanda gitmediğim yerlere gitmek, görmediğim hayatlarla karşılaşmak istiyordum.

Dans, bütün bu isteklerin bir araya gelebildiği bir yol olarak belirdi önümde. Hem bedenen hem de yaratıcı anlamda çalışabileceğim, insanlarla buluşabileceğim ve belki dünyayı biraz daha yakından tanıyabileceğim bir yoldu bu.

Elbette o yıllarda dans etmek ve danstan geçimini sağlamak kolay değildi. Nasıl olacağını bütünüyle bilmiyordum ama denemek istiyordum. Hayallerimin peşinden gitmek için emek vermem, öğrenmem ve kendime imkân yaratmam gerekiyordu.

Üniversite hayatım da böyle geçti. Dersler, dans ve çalışma hayatı birbirine karışıyordu. 1999–2001 yılları arasında Tofaş Spor Kulübünün basketbol ve futbol departmanlarında sağlık personeli olarak çalıştım. Spor sakatlıkları konusunda hekimlere destek oluyor, onlara yardımcı oluyordum. Sporun bu kez saha kenarında, farklı bir sorumlulukla içindeydim.

Kendi geçimime katkıda bulunmak için tez yazım işleri de yapıyordum. Bir yandan çalışırken bir yandan üniversite dışındaki eğitimlere katılıyor, kendimi geliştirmeye devam ediyordum. Öğrendiklerim çoğaldıkça yapmak istediklerim de daha belirgin hâle geliyordu.

2002’de üniversiteden mezun oldum. Artık beden eğitimi öğretmeniydim. Aynı zamanda dans ediyor, bir dans okulunun sahibi olarak sorumluluk taşıyor; sağlık asistanlığı ve ilk yardım alanlarında edindiğim birikimi de yanımda götürüyordum. Birkaç yıl önce hangi bölümü seçeceğini düşünen genç olarak başladığım üniversite hayatını, farklı alanlarda çalışmış ve kendi yolunu kurmaya başlamış biri olarak tamamlamıştım.

Aralık 2003’te askerlik hizmetimi yapmak üzere İzmir’e gittim. Acemi birliğimi Poligon’daki Deniz Acemi Er Birliğinde, usta birliğimi ise Gaziemir’deki Sahil Güvenlik Hava Komutanlığında tamamladım.

Askerlik de bitince, önümde yeni bir dönem açıldı. Okul geride kalmış, askerlik görevim tamamlanmıştı. Şimdi geçimimi sağlamak, öğrendiklerimi işe dönüştürmek ve hayatıma yön vermek için yeniden harekete geçmem gerekiyordu.

Çocukken Bursa’nın sokaklarında bir yere yetişmek için nasıl koşuyorsam, şimdi de kurmak istediğim hayata doğru aynı istekle ilerlemeye hazırlanıyordum.

Bu eğitmenle çalışmak ister misiniz?

Ücretsiz deneme dersi için hemen bize ulaşın.

İletişime Geçin